Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, siyasette bazı kararların öfkeyle ve kırgınlıkla alınmadığını, uzun uzun düşünülerek, vicdanla tartıldığını, sorumluluğunun üstlenildiğini belirtti.
Bugün aldığı kararın da böyle bir karar olduğunu vurgulayan Yavaş, 19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden sürecin Türkiye’de siyaseti herkesin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirdiğini aktardı.
Bugüne kadar CHP’yi küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadığını vurgulayan Yavaş, tam tersine, Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştıklarını ifade etti.
Kendisini, hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini ve bu iddiayı hadsizlik saydığını belirten Yavaş, Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolunun muhalefetin birbirini tüketmesinden değil, ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçtiğine işaret etti.
“Siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum”
Aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin CHP’de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettiğini aktaran Yavaş, şunları kaydetti:
“Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim. Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır. Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız. İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.”

